FAZLA AKBİLİ OLAN VAR MI?

     Sami herkes gibi durakta işe gitmek için beklemektedir. Sabahın çok erken saatlerinde hava karanlıktır ve durak kalabalıktır. Sami’nin beklediği durağın ismi ''Dutluk''tur. Sami sırasını beklerken kendi kendine konuşur.

SAMİ: (İç Ses) Of çok uykum var. Gene sabahın kör karanlığında işe gidiyoruz. Burada bir insan uyumuşluğu var ve eziyet görüyor. Hava da amma karamsar. Şimdi sıcacık yatakta olmak vardı. (Bunu dedikten sonra Sami'nin hayalini görürüz. Otobüsün en arkasındaki üçlü koltukta, altında çarşaf, başında yastık, üstünde yorgan, uyur vaziyette.)

    Şimdiki zamana geri döneriz. Sami içinden yaptığı konuşmaya kaldığı yerden devam eder.

SAMİ: (İç Ses) Ulan atası ben olsaydım memleketin, şu an hâlâ Orta Asya'daydık. O kadar üşengecim. Hehehehehe. Alamadık ki bir araba, şu otobüslerden kurtulalım. Şuraya bak, insanat bahçesinden farkı yok. Her türlü tip! Turne yapan folklor ekibi gibi gidiyoruz sabah sabah. Gerçi bu hayat pahalılığında arabayı nereden alıyorsun ben ya? He Sami Efendi? Eskiden buralar hep dutlukmuş. Hâlâ da öyle. Kim araba alacak be bizim mahallede oturup?

    O sırada otobüs gelir. Herkes bir anda kapıya yığılır.

SAMİ: İttirmeyin kardeşim, hop! İttirmeyin! Anlıyorum, hepimiz gitmek fiiliyle doluyuz ama biraz yavaş arkadaşlar. (İç Ses) Resmen sürü psikolojisiyle biniyoruz otobüse. Kapı güzelim yurttaşıma değil de insan cehennemine açılıyor sanki.

    Arkalardan bir kişi aracın açık olan geniş kapısından boşluğa, karpuzlama şekilde atlar.

SAMİ: (Otobüse binmeye çalışırken iç ses) Adam belediye otobüsüne karpuzlama atladı ya! Hem de insanların üstünden! Bunu da görecekmişiz.

    İtiş kakış bir süre devam eder ve insanlar zor da olsa otobüse binerler. Yolcular binerlerken otobüsün şoförü yüksek sesle söylenir.

OTOBÜS ŞOFÖRÜ: Haydi kardeşim haydi, çabuk olun biraz! Yeni zamlar gelmeden okutun kartlarınızı, uyarmamış olmayayım.

    Herkes tedirgin olmuş şekilde hızlıca akbilini okutmaya çalışır.

SAMİ: Durun kardeşim, yavaş!

    Sami zar zor kendine bir yer bulur ve oturur.

SAMİ: (İç Ses) Oh be! Çok şükür, yer bulduk bugün oturmaya.

    Araç kalkar. Sami'nin ayaklarının dibine yaşlıca sayılabilecek bir kadın gelir ve başlar orada dikilmeye. Gözlerini Sami'ye diker, dik dik bakar. Sami bu durumu fark eder. Kadına çaktırmadan bakar.

SAMİ: (İç Ses) İlla beni bulacaklar yani! Neden gözlerini dikti bana bakıyor şimdi bu kadın?

    Sami kadına ne bakıyorsun, tarzında bir mimik hareketi yapar. Kadın, kızgınlığı suratından belli olacak bir harekette bulunur ve bakmaya devam eder.

SAMİ: (İç Ses) Nerde değişik insan var, beni buluyor kardeşim. Son zamlardan sonra bu emeklilerin aklı iyice kaçtı. Utanmasalar kör dilenciler gibi kara gözlükler takıp ''yersize bir yer'', ''yersize bir yer'' diye tam çöreklenecekler koltuklara. Varlığınızla organizmamı neden baskı altına alıyorsunuz?

    Sami'nin karşısındaki delikanlı, yaşlı kadına yer verir. Kadın gider oturur. Sami onları izler. Bu sırada kadın kendisine yer veren delikanlıyla sohbet eder.

YAŞLI KADIN: Yer verenlerin çok olsun evladım. Sen de olmasan bizi düşünen yok. (Bunu derken Sami'ye tip tip bakar.)

SAMİ: (İç Ses) Sanki ben bacak kadar çocuğum da sana yer vereceğim. Benim üniversiteye giden kızım var be! Sanki sabi sübyanız. Sen ne kadar intikamcı bir insanmışsın ya!

    Yaşlı Kadın delikanlıyla konuşmayı sürdürür.

YAŞI KADIN: Okuyor musun? Okula mı gidiyorsun yavrum?

DELİKANLI: Yok teyze, kursa gidiyorum.

YAŞLI KADIN: Ne kursu?

DELİKANLI: Ney kursu teyzeciğim. (Çantasını açıp gösterir.)

YAŞLI KADIN: Bizim oğlan da üniversite kursuna gidiyor ama kazanamaz kesin.

DELİKANLI: İnşallah iyi bir yer kazanır ama asıl iş ondan sonra başlıyor.

YAŞLI KADIN: Öyle... Bak sen de o kadar okumuşun ama hâlâ kaval çalıyorsun. Hem bu zamlarda biz nasıl okutacağız çocuğu yavrum?

    Sami konuşmayı izler.

SAMİ: Hah! Çocuğa da laf soktu tam oldu. Bari çocuğun şeyini, kavalını rahat bıraksaydın. Girdiği hiçbir yeri havalandırmayan kadın!

    Yaşlı Kadın konuşmaya devam eder.

YAŞLI KADIN: Ay, ben çok da terliyorum, hafakanlar basıyor beni yavrum! Şu camlardan birini açan olsa keşke. Kimse de dinlemiyor ki! Tüm meymenetsizler sabah sabah otobüse dolmuş.

    Otobüsteki bütün gözler cama yakın olduğu için Sami'ye döner. Sami üzerindeki baskıyı anlar.

SAMİ: (Sinirli bir şekilde cama doğru uzanarak) Açıyorum!

Yaşlı Kadın yine de Sami'den memnun olmaz. Yüzü asık, memnuniyetsiz bir ifadeyle çevresini kolaçan eder. Sami de etrafını izlemeye devam eder. Arka taraflarda orta yaşlı bir adamın yaşlı bir kadına yer verdiğini görür. Kendi kendine konuşur.

SAMİ: (İç Ses) Bu yer verme meselesini de amma önemsiyorlar. Dini vecibe sanki bu. Tövbe estağfurullah. Ama bu sabah iyi yer kaptım, hehehehe. Otobüste yer kapmak da bir maharet işi. Neydi ya? İki üç püf noktası vardı bunun. Kesin çözüm. Onları bildikten sonra herkes rahatça yer yapabilir kendine. Kişinin imkânı varsa hamile kalmalı. Hehehehe. Hamile kalınamıyorsa alan savunması yapmak gerek, duracağın yeri iyi seçeceksin. Koridorda bekleyeceksin. Koltuklara mümkün mertebe yakın olacaksın. Ulan ne manyak adamım ya! ( kendi kendine gülümser.)

    Otobüse yeni binenler olur. Şoförden yeni binenlere hitaben ''An itibariyle 1,25 kuruş zam yapılmıştır.'' sözünü duyarız. Bazıları ''Yine mi zam ya, ne çabuk!'' diye söylenir. Genç bir adam şöföre ''Baba ne yaptın, iki durak gideceğiz sadece.'' diye çıkışır. Zammı duyan bazı yolcular otobüse binmekten vazgeçip gerisin geri inerler.

    Sami'ye geri döneriz. Sami'nin yanında oturan adam gazete okumaktadır. Sami de çaktırmadan haberlere göz atar. Zam haberlerini görür.

SAMİ: (İç Ses) Elektriğe de zam gelmiş. Hadi İETT'ye zam yapıyorsunuz da bir televizyon keyfimiz var ondan ne istersiniz. Sonra. Sağlıkta fesat projesi. Bu nedir kardeşim sabah sabah?Geçsene kardeşim sen de spor haberlerine okuyalım. Bu ne, bu? Ünlü şarkıcı Selin Kimki'nin profilinde erkek gıdısı görülmüş. Yok canım! Allah Allah!

    Gazete okuyan adam, Sami'nin onunla beraber gazete okuduğunu anlamıştır. Sami'ye kötü bir bakış atar ve sayfayı çevirir.

SAMİ: (İç Ses) Sonunda spor sayfasını açtın işte. Bakalım neler olmuş? Üç büyütülmüş takım gene ligde sürünüyor. Normal. Avrupa'ya da gidemeyeceğiz artık. Türkiye, İtalya ile özel maç yapacakmış. Özel maçsa izlemeyelim. Aralarında oynayacakları vardır.

    Otobüs tekrar bir durakta durur. Bu sefer otobüse üniversiteli genç bir kız biner. Kız akbilini okutur ama yeterli bakiyesi yoktur. ''Yine zam gelmiş'' diyerek sitemle söylenir. Sonra yüzünü otobüse çevirir. Kısık ve umutsuz bir sesle ama herkesin de duyabileceği bir şekilde ''Fazla akbili olan var mı?'' diye sorar. Kimseden çıt çıkmaz. İnsanlar donmuştur sanki. Bir tek Sami donmamıştır. Etrafındaki insanların donduğunu fark eder. Çevresine bakar. Otobüsün girişindeki kızı görür. Ayağa kalkar ve gülümseyerek otobüste ayakta yolculuk yapan insanların arasından zar zor geçip kızın yanına gelir ve kızla konuşur.

SAMİ: Eskiden insanlar ''Fazla akbili olan var mı?'' sorusunda sadece susardı. Etraf bir South Park sessizliğiyle kaplanır, en kötüsü soruyu soranın gözlerinden gözlerini kaçırırlardı. Bitmeyen ve her dakika artan zamlardan sonra insanlar sessizlik yerine donmayı tercih ediyor. Korkutmasın otobüsteki bu üşütücü don seni güzel kardeşim. Zamlar bittikten sonra inşallah bu yurttaşlar da yavaş yavaş açılıp kendilerine gelecekler.

    Sami genç kıza kartını verir. Kız kartı okutur. Tüm otobüs kendine gelir. Sami otobüs şoförüyle konuşur.

SAMİ: Hadi bakalım kaptan efendi. Mutlu olacağımız bir yere götür bizi. Mümkünse zamsız olsun.

 

 



YAZAN: SÜLEYMAN BERÇ HACİL